2025-09-09

gayri safi milli hafıza

 nasıl yazıldığını unuttum 


bahçelideki evimden merhaba. uzun zaman sonra kendimle baş başayım. bu müstesna anı yine kendimle paylaşmak için bu satırları yazıyorum.


selam

önce günlük, gündelik tarzı bir şeylerle ısınma turlarına başlayıp sonrasında gevezeliğimin bana verdiği yetkiye dayanarak olayın bokunu çıkarırım diye düşünüyorum.


delete tuşu bende nasılsa. tek tuşuma bakar. siler atarım. öyle havalara girme o yüzden.


dünkü çipura üzerine konuşmak istiyorum. dünkü çipura ne güzeldin. son anda yetişmeyen defne yaprağı olmadan da gayet lezzetliydin. yaklaşık bir otuz santim uzunluğunda filandın. yanaklarını her zamanki gibi ben yedim (can benim için ayıklayıp eliyle yediriyor). beyaz şarap ile pek de güzel gittin. şarap yeterli soğuklukta olmadığından buzluktan çıkardığım buzlardan koydum mini kadehlere. fakat "bir gün balık çorbası yapma ümidi ile buzlukta biriktirdiğimiz balık kolonisinin" kokusu sardı mesela tüm bardağı bu sefer de. alkol koku reseptörlerimi duyarsızlaştırana dek garip bir histi. sonra alıştım. 


küçükken balık sevmezdim örneğin. mesela büyüyünce ona da alıştım. tıpkı babamın ölümüne de alıştığım gibi. (ve bunu yazmak artık bana koymuyor. (insanoğlu özet))


babamın haftada en az bir kere balık yenmeli mottosu ile alıp getirdiği palamutlara kurban gitti çocukluğum. 

unlayıp tavada kızgın yağ içerisinde kızartırdık onları. sadece kızartma tadındaki deri kısımları hoşuma gittiği için o kısımlarını yerdim. yeterince kızaran her şeyin tadı bir yerde aynı oluyor. (yeterince baharatladığın takdirde her şeyin tadının kokoreçe benzemesi gibi) 

siyah kısımlarını yememeye özen gösterirdim. acı yer fıstığı denk gelince yaşanan duygu ile birebir.

ve bu tesadüfi bir şey değil balığın kendi tadı maalesef.

evet genel anlamda balığın tadı oydu benim için. çok sonraları levrek filan iade-i itibar şovu yaptı tabi.

şimdiki yaşlarımda ise tercih yapmam istenirse -et türleri arasından- deniz mahsüllerini seçerim hiç şüphesiz. 

omega-3 için şiir bile yazdım. cesaret gelirse bir gün onu okuyacağım burda

şiirin adı gayri safi milli hafıza. aslında şiir bu kadar. 

insan değişiyor ve gelişiyor. zaman içerisinde kısa kesmeyi de öğrenmiş olmalıyım. 

acı palamutu nefesini tutarak yiyen o hallerim respect atiyor romantik akşam yemeğimizdeki çipura sunumuna. tadını bilmese de bir şeylerin iyiye gittiği ortada diye düşünüyor. masa da güzel görünüyor hani. değişmek konusunda gösterdiğim cesaretin karşılığı olmalı bu haller diye de ekliyor.


teminat mektubu tarafından bölünen sabah seksi ve çıplak bir şekilde yaptığım telefon görüşmelerini anlatacak kondisyonumun olup olmadığından emin değilim. 

ve sanırım sarımsak tozu kötü bir fikir değil.